Şirketlerin dijital dönüşümü hızlanırken siber tehditler de aynı hızla artıyor. Bu saldırılar artık istisna olmaktan çıktı.

Siber Saldırı Gerçeği
Dijitalleşme iş dünyasını hızlandırırken yeni riskleri de beraberinde getiriyor. Bugün artık yalnızca büyük şirketler değil, küçük ve orta ölçekli işletmeler de siber saldırıların hedefi haline geliyor. Üstelik saldırılar sadece maddi kayıplara neden olmuyor. İtibar, müşteri güveni ve rekabet avantajı da ciddi şekilde zarar görebiliyor.
Marketing Türkiye'nin paylaştığı, DORinsight tarafından Fortinet Türkiye için gerçekleştirilen “2025 Türkiye Siber Güvenlik Araştırması”, ülkemizdeki kurumların siber güvenlik konusunda karşı karşıya olduğu tabloyu net biçimde ortaya koyuyor.
Siber Saldırılar Kurumların Günlük Gerçeği Oldu
Araştırmaya göre Türkiye'deki kurumların yüzde 65,2’s'i en az bir kez siber saldırıya maruz kalıyor. Daha dikkat çekici olan ise saldırıya uğrayan kurumların bir bölümünün (ortalama yüzde 14,6’sı) bunu tek seferle sınırlı yaşamaması. Araştırmada saldırıların tekrar edebildiği ve kurumların sürekli tehdit altında bulunduğu ortaya çıkıyor.
Bu tablo, kurumların yalnızca güvenlik yazılımı satın almasının yeterli olmadığını gösteriyor. Güvenlik kültürünün şirket geneline yayılması gerekiyor. Çünkü "Şirket içi gizli bilgiler gizli kalıyor mu" sorusunun artık sadece bilgi işlem ekiplerinin değil, tüm yöneticilerin gündeminde yer alması gerekiyor.
İnsan Faktörü Hâlâ En Büyük Risklerden Biri
Siber saldırılar gelişmiş teknolojilerle yapılsa da birçok olayın başlangıç noktası insan hatası oluyor. Zayıf parolalar, kimlik avı e-postalarına tıklanması veya bilinçsiz dosya paylaşımları kurumları savunmasız bırakabiliyor.
Bu nedenle çalışanların siber güvenlik farkındalığı eğitimleri alması büyük önem taşıyor. Araştırma, katılımcıların sadece yüzde 28,7’sinin kapsamlı bir siber güvenlik eğitimi aldığını ortaya koyuyor. Yüzde 54,8’lik bölümü yalnızca kısmi eğitim gördüğünü söylüyor. Ayrıca kurumların yarıdan fazlası (yüzde 53,3), güvenlik seviyelerini artırmalarının önündeki en büyük engelin nitelikli siber güvenlik uzmanı eksikliği olduğunu belirtiyor.
KPMG Türkiye ve Etik ve İtibar Derneği (TEİD) tarafından hazırlanan raporla iş yerlerinin çarpıcı suistimal gerçekleri ortaya çıkarılmıştı. Bugün ise aynı hassasiyetin dijital güvenlik alanında da gösterilmesi gerektiği çok daha açık şekilde ortaya çıkıyor.
Yapay Zekâ Yeni Riskler de Oluşturuyor
Araştırmanın dikkat çeken başlıklarından biri de yapay zekâ uygulamalarının güvenlik üzerindeki etkisi. Kurumlar üretken yapay zekâ araçlarından yararlanıyor (yaklaşık yüzde 37,4). Bir kısmı da (yüzde 51,3’ü) önümüzdeki 12-24 ay içinde bu alana yatırım yapmayı hedefliyor. Ancak bu durum yeni güvenlik açıklarını da beraberinde getiriyor.
Bu noktada yapay zekanın yönetimi kritik hale geliyor. Çünkü kontrolsüz kullanılan yapay zekâ uygulamaları, hassas verilerin kurum dışına çıkmasına neden olabiliyor. Aynı zamanda siber saldırganlar da yapay zekâyı daha gelişmiş saldırılar geliştirmek için kullanabiliyor.
Kurumların Öncelikleri
Araştırmanın ortaya koyduğu veriler, siber güvenliğin artık yalnızca teknoloji yatırımı olmadığını gösteriyor. Kurumların şu başlıklara öncelik vermesi önemli:
- Çalışanlara düzenli siber güvenlik eğitimleri verilmesi
- Çok faktörlü kimlik doğrulama sistemlerinin yaygınlaştırılması
- Kritik verilerin düzenli yedeklenmesi
- Yapay zekâ kullanımına ilişkin kurumsal politikaların oluşturulması
- Olası saldırılar için kriz ve müdahale planlarının hazırlanması
