Mercer Marsh Benefits’in raporuna göre, işverenler yapay zekanın getirdiği dönüşümle rekabet ederken maaş artışları ve yan hak maliyetleri de yükseliyor. Yetenekli çalışanları elde tutmak için yeni stratejiler gerekiyor.

Yapay Zekanın Etkileri
Çalışanların bağlılığını artırmak için yan haklar artık stratejik bir unsur haline geldi. Kurumlar esnek yan hak paketleri sunarak yetenekleri elde tutmaya çalışıyor.
Öte yandan yapay zeka, iş dünyasında yetenek yönetimini dönüştürüyor. Artık yapay zekanın yetenek kazanımına etkileri giderek belirginleşiyor. Günümüz iş gücü, teknolojiyle uyum sağlamak zorunda. Yapay zeka beceri gelişimini zorunlu kılıyor ve çalışanların değişen ihtiyaçlara adapte olmasını da gerektiriyor.
Ancak bu dönüşüm sadece fırsatlar değil, ciddi riskler de barındırıyor. Marketing Türkiye’de yayımlanan ve Mercer Marsh Benefits Türkiye’nin “Çalışan Riskleri 2024 Raporu”na dayanan analiz, şirketlerin bu risklerle yeterince hazırlıklı olmadığını ortaya koyuyor. Özellikle yapay zekanın yanlış yönetimi, iş dünyasının yeni kırılma noktası olarak öne çıkıyor.
Yapay Zeka Yönetimi ve Riskler
Rapora göre şirketlerin %44’ü, yapay zekanın yanlış yönetilmesinin yüksek veya yıkıcı etki yaratabileceğini düşünüyor. Daha çarpıcı olan ise bu riskin yakın gelecekte gerçekleşme ihtimali.
- Şirketlerin %62’si bu riskin 1-2 yıl içinde ortaya çıkabileceğini öngörüyor
- %35’i insan temasının azalmasından endişe duyuyor
- Sadece %24’ü çalışanlarını bu dönüşüme hazırlıyor
Bu tablo önemli bir çelişkiye işaret ediyor. Risk farkındalığı yüksek, ancak aksiyon seviyesi düşük. Şirketler teknoloji yatırımı yapıyor. Ancak insan boyutunu ihmal ediyor. Oysa yapay zekanın başarısı, onu kullanan insanın yetkinliği ile doğrudan ilişkili.
Enflasyon, Maaş Baskısı
Türkiye özelinde raporun en dikkat çekici başlıklarından biri ekonomik baskılar. Yüksek enflasyon, çalışan risklerini doğrudan artırıyor. Öne çıkan bulgular:
- Maaş artış beklentisi yönetimi, şirketlerin %49’u için kritik risk
- Sağlık sigortası maliyetlerinde ciddi artış var
- Sigorta primleri son yıllarda katlanarak yükseldi
Bu durum şirketleri zor bir dengeye itiyor. Bir yanda maliyet kontrolü, diğer yanda çalışan memnuniyeti. Artık ücret politikaları sadece finansal değil, stratejik bir konu haline gelmiş durumda.
Yetenek Kaybı ve Küresel Rekabet
Raporda dikkat çeken bir diğer konu ise nitelikli iş gücünün yurt dışına yönelmesi. Daha düşük yaşam maliyeti ve daha iyi fırsatlar, çalışanları harekete geçiriyor. Şirketler bu nedenle iki yönlü baskı altında:
- Mevcut yeteneği elde tutmak
- Yeni yetenekleri çekmek
Ancak teknoloji yeteneklerine erişim de zorlaşıyor. Şirketlerin %36’sı bu alanda daha yüksek ücret ve yan hak sunma baskısı hissediyor. Bu durum, işveren markasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Artık sadece maaş değil, bütünsel çalışan deneyimi rekabet avantajı sağlıyor.
Liderlik, Strateji ve İK’nın Rolü
Rapora göre şirketlerin yalnızca %25’i beceri odaklı bir iş gücü stratejisine sahip. Bu oran oldukça düşük. Daha da önemlisi:
- %43 mevcut stratejisini yetersiz buluyor
- %42 liderlik eksikliği nedeniyle inovasyon kaybından endişe ediyor
- %53 İK’nın karar süreçlerinde yer almamasını büyük risk olarak görüyor
Bu veriler, insan kaynaklarının stratejik rolünün hâlâ tam olarak konumlandırılamadığını gösteriyor.
Oysa yeni dönemde İK’nın rolü:
- Sadece süreç yönetmek değil
- Riskleri öngörmek
- Organizasyonu geleceğe hazırlamak
Sağlık, Refah ve Dayanıklılık Dengesi
Pandemi sonrası dönemde sağlık riskleri de gündemde kalmaya devam ediyor. Şirketlerin %58’i pandemilerin yıkıcı etki yaratabileceğini düşünüyor. Aynı zamanda:
- %43 sağlık sisteminin krizlere dayanıklılığı konusunda endişeli
- Şirketler çalışan refahını daha fazla gündeme alıyor
Bu noktada öne çıkan yaklaşım, sadece sigorta sunmak değil. Önleyici ve sürdürülebilir sağlık stratejileri geliştirmek. Çalışan refahı artık bir yan hak değil. İş sürekliliğinin temel unsurlarından biri.
Mercer Marsh Benefits’in raporuna yer veren Marketing Türkiye'nin haberine buradan ulaşabilirsiniz.
