2025’e girerken CEO’ların önemli bir bölümü çalışan sayılarını artırmayı planlıyor. CEO’lar aynı zamanda yapay zekâ teknolojilerinin iş süreçlerine entegrasyonunda iyimser bir yaklaşım sergiliyor.

Üst Yönetimin Bakış Açısı
Ekonomik belirsizlikler ve artan rekabet koşulları doğrultusunda ülkemizdeki yöneticiler 2025 için karamsar tablo çiziyor. Özellikle dijitalleşme ve yapay zekâ entegrasyonunun hızlandığı bu dönemde, şirketlerin yalnızca ayakta kalmak için değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir büyüme sağlamak için iş modellerini yeniden şekillendirmesi gerekiyor.
Son dönemde diplomalı mesleksizler artıyor ve bu, iş dünyasının ihtiyaç duyduğu niteliklerle eğitim sisteminin sundukları arasındaki uyumsuzluğu gözler önüne seriyor. Şirketler, yeni nesil yetkinliklere sahip çalışanlar ararken, iş gücüne katılmaya hazırlanan gençler ise iş bulma kaygısıyla karşı karşıya kalıyor.
“Dijital kişilikler geleceğin çalışanları mı” sorusu, yapay zekâ ve otomasyonun istihdam üzerindeki etkileri açısından her zamankinden daha fazla gündemde. CEO’ların üretken yapay zekâdan elde ettikleri olumlu sonuçlar ve bu teknolojinin çalışanların verimliliğini artırdığı yönündeki görüşleri, bu dönüşümün potansiyelini ortaya koyuyor.
Bu tablo, iş dünyasında korkudan çok temkinli bir iyimserliğin hâkim olduğunu gösteriyor. PwC’nin 28. Küresel CEO Araştırması da bu iyimserliği verilerle destekliyor. Araştırma, şirketlerin sadece bugünü değil, geleceği de yeniden tasarladığını ortaya koyuyor.
Küresel Ekonomiye Güven
PwC’nin Dünya Ekonomik Forumu kapsamında paylaştığı araştırmaya göre CEO’ların yaklaşık yüzde 60’ı önümüzdeki 12 ayda küresel büyümenin hızlanacağını düşünüyor. Türkiye’de bu oran yüzde 53 seviyesinde. Bu fark, Türkiye’deki yöneticilerin daha temkinli ama yine de pozitif bir bakış açısına sahip olduğunu gösteriyor.
Ekonomiye duyulan güven, şirketlerin en kritik kararlarından biri olan istihdam planlarına da yansıyor. CEO’ların yüzde 42’si çalışan sayısını artırmayı planlıyor. Buna karşılık iş gücünü azaltmayı düşünenlerin oranı sadece yüzde 17. Bu fark, iş dünyasında daralma beklentisinden çok genişleme isteğinin ağır bastığını ortaya koyuyor.
Öne çıkan noktalar:
- Küresel CEO’ların yarıdan fazlası büyüme bekliyor
- Türkiye’de beklenti biraz daha temkinli ama olumlu
- İstihdam artışı planlayan şirketler açık ara önde
İş Gücünde Büyüme
Araştırmada dikkat çeken bir diğer unsur, büyümenin özellikle belirli şirket gruplarında yoğunlaşması. Küçük ölçekli şirketler çalışan sayısını artırma konusunda daha istekli. Bu oran yüzde 48’e ulaşıyor. Teknoloji ve gayrimenkul gibi sektörlerde ise bu oran yüzde 60’ın üzerine çıkıyor.
Bu durum, büyümenin rastgele değil stratejik olduğunu gösteriyor. Şirketler artık her alanda büyümek yerine, potansiyel gördükleri alanlara yatırım yapıyor. Özellikle teknoloji odaklı iş modelleri, istihdam artışının merkezinde yer alıyor.
Dönüşüm Baskısı
PwC’nin 28. Küresel CEO Araştırması’nın en çarpıcı bulgularından biri de sürdürülebilirlik endişesi. CEO’ların yüzde 42’si, mevcut iş modelleriyle devam etmeleri halinde şirketlerinin 10 yıl içinde ayakta kalamayacağını düşünüyor.
Bu veri, dönüşümün artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Şirketler bu baskıya yanıt vermek için son beş yılda önemli adımlar atmış durumda. CEO’ların yüzde 63’ü değer yaratma biçimlerini değiştirdiklerini belirtiyor.
Daha da dikkat çekici olan ise sektörler arası geçiş:
- CEO’ların yüzde 38’i yeni sektörlere girmiş durumda
- Yüzde 34’ü bu alanlardan anlamlı gelir elde ediyor
Yapay Zekâda Güven
Üretken yapay zekâ, CEO’ların ajandasında üst sıralarda yer alıyor. Araştırmaya göre yöneticilerin yüzde 56’sı çalışan verimliliğinde artış gözlemliyor. Türkiye’de bu oran yüzde 64 ile daha yüksek.
Buna rağmen güven konusu hâlâ önemli bir bariyer. CEO’ların sadece üçte biri yapay zekâyı kritik süreçlere entegre edecek kadar güvenilir buluyor. Bu durum, teknolojinin potansiyeli ile kurumsal çekinceler arasındaki dengeyi gözler önüne seriyor.
Yine de yatırım iştahı güçlü:
- CEO’ların yüzde 47’si yapay zekâyı teknoloji altyapısına entegre etmeyi planlıyor
- Yüzde 41’i iş süreçlerine doğrudan dahil etmeyi hedefliyor
Bu veriler, temkinli ama kararlı bir ilerlemeye işaret ediyor.
İklim Yatırımları Artık Bir Maliyet Değil
Araştırmada öne çıkan bir diğer alan ise iklim yatırımları. CEO’lar bu yatırımların artık sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda fırsat olduğunu düşünüyor. Gelir artırma etkisinin, azaltma etkisine kıyasla çok daha yüksek olması bu yaklaşımı destekliyor.
Şirketlerin büyük bölümü bu yatırımların maliyetleri düşürdüğünü veya nötr etkilediğini ifade ediyor. Türkiye’deki CEO’ların yüzde 38’i ise doğrudan gelir artışı sağladığını belirtiyor.
Ancak engeller tamamen ortadan kalkmış değil. Özellikle regülasyon karmaşıklığı, şirketlerin önündeki en büyük bariyer olarak öne çıkıyor.
PwC’nin 28. Küresel CEO Araştırması'nın verilerinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
