Giyimin Kariyer Üzerindeki Etkisi Nedir? - I

Stilimiz ve giyim tarzımız kariyerimizi etkiler mi? Peki doğru stili nasıl oluştururuz? Konuyu, giyimi “sessiz bir liderlik dili” olarak tanımlayan moda akademisyeni Doç. Dr. Başak Boğday Sayğılı ile konuştuk. Sayğılı giyinmenin bir refleks değil, bir karar olduğunu vurguluyor. Doğru kombinlerin kariyer üzerinde doğrudan etkisi olduğunu belirten Başak Hanım, “Sadece trendleri takip ederek stil sahibi olabilir miyiz” “Doğru kombin için yapılması gerekenler” gibi tüm kilit soruları yanıtladı. Özenli giyimin güven, netlik ve profesyonellik algısını güçlendirdiğini belirten Sayğılı, bunun için yapılması gerekenleri son derece yalın bir dille açıklıyor. Haydi hemen okuyun. 

Doç. Dr. Başak Boğday Sayğılı

- Hoş geldiniz Başak Hanım.

Hoş bulduk Nurdan Hanım.

- İş yaşamında giyimin önemi nedir? Sizce özenli giyim ve stil sahibi olmak kariyeri etkiler mi?

İş yaşamında giyim, çoğu zaman düşünüldüğünden çok daha güçlü bir iletişim aracıdır. Kıyafet; sizin konuşmadan önce verdiğiniz ilk mesajdır. Bu nedenle ben giyimi “sessiz bir liderlik dili” olarak tanımlıyorum.

Özenli ve bilinçli bir stil, yalnızca estetik bir tercih değildir; aynı zamanda kişinin kendini tanıdığını, bulunduğu ortama saygı duyduğunu ve rolünün farkında olduğunu gösterir. Yapılan pek çok araştırma da ilk izlenimin saniyeler içinde oluştuğunu ve bu izlenimde görsel algının çok yüksek bir payı olduğunu ortaya koyuyor.

Dolayısıyla evet, stil sahibi olmak kariyeri doğrudan etkiler. Çünkü doğru giyinen kişi sadece iyi görünmez; daha net algılanır, daha güçlü hatırlanır ve çoğu zaman daha fazla güven uyandırır.

- Kıyafet kombinlemek nasıl öğrenilir? Bu konuda kendini iyi bulmayanlar ne yapabilirler?

Kombin yapmak aslında doğuştan gelen bir yetenek değil; öğrenilebilir bir sistemdir. Ancak burada en büyük hata, insanların trendleri takip ederek stil oluşturabileceklerini düşünmeleri. Oysa doğru kombin; trendle değil, kişinin kendisiyle başlar.

Bir kişinin doğru kombin yapabilmesi için dört temel şeyi bilmesi gerekir: Vücut yapısı, renk uyumu, yaşam tarzı ve hedefleri.

Eğer biri bu konuda kendini yeterli hissetmiyorsa, öncelikle gardırobuna dışarıdan bakmayı öğrenmeli. “Ben bunu neden aldım?” “Ben bunu hangi alanda, hangi kişi olarak giyeceğim?” ve “Bunu neyle giyiyorum?” sorularını sormak bile ciddi bir fark yaratır.

Bugün teknolojinin de katkısıyla bu süreç çok daha kolay. Örneğin yapay zekâ destekli sistemler, kişinin gardırobunu analiz ederek doğru kombinleri önerebiliyor. Bu da deneme-yanılma sürecini ciddi anlamda kısaltıyor.

Özetle kombin öğrenmek; bilinç, gözlem ve sistem meselesidir.

- Hem erkek hem de kadın çalışanların gardıroplarında bulunması gereken temel parçalar neler olmalı?

Aslında gardırop dediğimiz şey, bir stil stratejisidir. Bu nedenle temel parçalar da “çok şeyle kombinlenebilen, zamansız ve işlevsel” olmalıdır.

Kadınlar için: iyi kesimli bir blazer ceket, nötr tonlarda bir elbise, kaliteli bir pantolon, sade ama güçlü bir gömlek ve doğru bir ayakkabı.

Erkekler için: iyi oturan bir takım elbise, kaliteli gömlekler, nötr tonlarda pantolonlar ve iyi bir ayakkabı.

Ama burada en kritik nokta şu: Parça değil, uyum. Gardıropta çok kıyafet olması değil, birbiriyle konuşan parçalar olması önemli.

- Zaman zaman iş dünyasında giyim ipuçları ve tüyoları paylaşıldığına tanık oluyoruz. Siz çalışanlara giyim konusunda ne tür tüyolar verirsiniz?

En önemli tavsiyem şu olur: Giyinmek bir refleks değil, bir karardır. Sabah “ne bulduysam giyeyim” yaklaşımı yerine, günün akışına göre bilinçli seçim yapmak gerekir. Kiminle görüşeceksiniz, nasıl bir ortamdasınız, nasıl bir etki bırakmak istiyorsunuz?

Bunun dışında üç pratik öneri:

  • Az ama doğru parça
  • Renkleri iyi kullanmak
  • Detaylarda kaliteye önem vermek

Ve en önemlisi: Kıyafet sizi taşımamalı, siz kıyafeti taşımalısınız. “Zamansız Giysiler” kitabımda çok daha fazla öneri bulabilirsiniz. Temelde olması gerekenler bunlar diyebiliriz.

Röportajın devamı yarın.