Çalışan Bağlılığı Tanımı Yeniden Yazılıyor

Sadakatten dengeye uzanan yeni bir bağlılık anlayışı doğuyor. Pluxee Türkiye’nin Ipsos ile yaptığı araştırma, bağlılığın azalmadığını; daha dengeli hâle geldiğini ortaya koyuyor.

Değişen çalışan bağlılığı tanımı

Bağlılık Eriyor mu, Dönüşüyor mu?

İş dünyasında bağlılık kavramı yeniden tanımlanıyor. Artık çalışanların işlerine bakışı, yalnızca sadakat ya da uzun süre aynı şirkette kalma isteğiyle açıklanamıyor. Pluxee Türkiye’nin Ipsos iş birliğiyle gerçekleştirdiği ve 10 ülkeden 8.700 çalışanın görüşlerini içeren küresel araştırma, bu dönüşümün fotoğrafını net biçimde ortaya koyuyor. Pluxee Türkiye’nin paylaştığı bu çalışma, çalışan bağlılığının sanıldığı gibi zayıflamadığını, aksine daha bilinçli ve dengeli bir hâle geldiğini gösteriyor.

Son yıllarda yayımlanan birçok araştırma, çalışan bağlılığında düşüş yaşandığını vurgulamıştı. Örneğin HP'nin raporu bize “çalışan bağlılığı eriyor işini sevenler azaldı” mesajı vermişti. Birkaç yıl önceki Gallup raporundan da öğrendik ki çalışan bağlılığında Türkiye sınıfta kaldı. Oysa Pluxee'nin Ipsos ile yaptığı araştırma olaya farklı bir açıdan bakmamızı sağlıyor. Araştırmaya göre çalışanların %83’ü çalıştığı kurumu tanımlarken “beğeniyorum” ya da “seviyorum” gibi olumlu ifadeler kullanıyor. Bu oran, bağın kopmadığını ama biçim değiştirdiğini düşündürüyor.

Çalışanların %71’i işin hayatlarında önemli olduğunu kabul ediyor. Ancak aynı çalışanlar, işin hayatlarının tek odağı olmasını istemiyor. İş, artık aile, arkadaşlar, topluluk ve kişisel hedeflerle birlikte daha büyük bir denklemin parçası. Bu yaklaşım, özellikle pandemi sonrası dönemde daha görünür hâle geldi.

Dengeli Bağlılık Neden Öne Çıkıyor?

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, çalışanların %34’ünün kendisini “dengeli bağlı” olarak tanımlaması. Bu oran, tüm kuşaklarda benzer seviyelerde görülüyor. Yani bu yaklaşım yalnızca genç çalışanlara özgü değil.

Dengeli bağlılık ne tamamen kopuşu ne de koşulsuz adanmışlığı temsil ediyor. Çalışanlar sınırlarını biliyor ve bu sınırları koruyarak katkı sunmak istiyor. Pluxee Türkiye’nin paylaştığı veriler, bağlılığın eksikliğinden çok, yanlış beklentilerle yönetildiğini düşündürüyor.

Dengeli bağlılığı seçen çalışanlar genellikle:

  • İş ve özel yaşam arasında net çizgiler çekiyor.
  • Kendi değerleriyle örtüşmeyen beklentilere mesafeli duruyor.
  • Performansını sürdürülebilir kılmaya odaklanıyor.

Bağlılığın Sekiz Tonu ve Kontrol Duygusu

Araştırma, bağlılığı tek bir kategoriye sıkıştırmak yerine sekiz farklı profile ayırıyor. Bu profiller, kişinin işe mi yoksa hayata mı daha fazla önem verdiğine ve odağının bireysel mi kolektif mi olduğuna göre şekilleniyor. Bazı çalışanlar anlam arayışıyla daha dengeli bir çizgide ilerlerken, bazıları belirli dönemlerde işi merkeze alabiliyor.

Bu yaklaşım, bağlılığın sabit bir özellik olmadığını ortaya koyuyor. Çalışanlar yaşam evrelerine göre bağlanma biçimlerini değiştiriyor. Burada en kritik unsur kontrol duygusu. Çalışanlar, nasıl ve ne kadar bağlanacaklarına kendileri karar verdiklerinde daha güçlü hissediyor.

Bu noktada bağlı çalışanların ortak özellikleri arasında şunlar öne çıkıyor:

  1. Zamanlarını nasıl kullanacaklarına dair söz sahibi olmaları.
  2. Emeklerinin görünür ve takdir ediliyor olması.
  3. Gelişim ve özerklik alanlarına erişebilmeleri.

Karşılıklı Fayda Olmadan Bağlılık Olmuyor

Pluxee Türkiye’nin aktardığı verilere göre çalışanların %38’i için takdir görmek memnuniyeti artıran en önemli unsur. %43’ü destekleyici bir iş ortamını önceliklendiriyor. %53 ise iyi maaşı bir şirketi cazip kılan temel kriter olarak görüyor. Bu tablo, bağlılığın tek taraflı bir beklenti olmadığını net biçimde gösteriyor.

Çalışanlar, verdikleri emek, zaman ve enerji karşılığında adil bir denge arıyor. Özellikle yan hakların kişiselleştirilmesi, çalışan deneyiminde belirleyici hâle geliyor. Herkese aynı paketi sunan şirketler yerine, farklı yaşam ihtiyaçlarını gözeten kurumlar öne çıkıyor.

Araştırmaya dayanarak denilebilir ki: Bağlılık dayatılamaz, ancak doğru koşullar sağlandığında kendiliğinden gelişir. Gelişim fırsatları, insani ilişkiler ve maddi faydalar arasında kurulan denge hem çalışan hem de kurum için sürdürülebilir bir kazanım yaratır.

Bugünün çalışanı işini önemsiyor. Ama hayatını da önemsiyor. Yeni bağlılık tanımı tam olarak bu denge noktasında şekilleniyor.

Araştırmanın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.