Görünmeyen bir engel Z kuşağının kariyer yollarını daraltıyor. Sürüş kaygısı, genç yeteneklerin iş görüşmelerinden terfi fırsatlarına kadar birçok adımı geri çevirmesine neden oluyor.

Sürüş Korkusu Yaşayan Gençler
Z kuşağı iş dünyasına güçlü beklentilerle giriyor. Esneklik istiyor, anlam arıyor, özgürlük talep ediyor. Özetle Z kuşağının talepleri çalışma şeklini sarsıyor. Ancak görünmeyen bir bariyer bazı gençlerin kariyer yolunu sessizce daraltıyor: sürüş korkusu. Chip.com’da yayımlanan ve Tempcover’ın 2.000 kişiyle yaptığı araştırmaya dayanan habere göre, genç sürücüler arasında ciddi bir sürüş kaygısı var.
Araştırmanın en çarpıcı verisi şu: Her 10 gençten biri, araç kullanma korkusu nedeniyle iş görüşmesine gitmediğini ya da daha fazla yol yapmasını gerektiren bir terfi teklifini reddettiğini söylüyor.
Bu oran İnsan Kaynakları açısından kritik. Çünkü mesele yetkinlik eksikliği değil, sürüş kaygısı nedeniyle fırsatın baştan elenmesi.
Habere göre gençlerin çekinceleri:
- Lastik değiştirme zorunluluğu
- Akü takviyesi yapma ihtimali
- Dar alanda paralel park
- Bilinmeyen bir lokasyona araçla gitmek
Katılımcıların yüzde 45’i, park edememe kaygısı nedeniyle aracını gideceği yerden uzağa bırakıp 10 dakika yürümeyi tercih ediyor.
Mobilite Kısıtı ve Terfi Engeli
Birçok pozisyon saha ziyareti, müşteri toplantısı ya da farklı lokasyonlarda çalışma gerektiriyor. Sürüş korkusu yaşayan bir çalışan için bu durum görünmez bir stres kaynağına dönüşüyor.
Kariyer minimalizmiyle hayatı seçen z kuşağı gerçekten bilinçli bir sadeleşme mi yaşıyor, yoksa kaygı nedeniyle daraltılmış bir tercih alanında mı?
Bazı gençler daha az mobilite gerektiren işleri seçiyor. Bazıları hibrit ya da tamamen uzaktan rollere yöneliyor. Bu tercihler her zaman stratejik olmayabilir. Anlaşılan o ki kimi zaman da sürüş kaygısının şekillendirdiği bir kariyer rotası ortaya çıkıyor.
İnsan Kaynakları İçin Gizli Bir Risk Alanı
Yaratıcılığı yüksek yönetilmesi zor Z kuşağı için direksiyon başındaki küçük bir teknik sorun, zihinde büyüyerek kontrol kaybı hissine dönüşebiliyor. Hepsi için değilse de bir kısmı için.
İngiltere’de sürüş korkusunun en yaygın fobiler arasında gösterilmesi, konunun bireysel değil kitlesel bir mesele olduğunu düşündürüyor. TikTok’ta paylaşılan panik atak videoları ise bu kaygının sosyal olarak da beslendiğini gösteriyor.
İK departmanları için burada iki önemli başlık var:
- Mobilite gerektiren rollerde aday deneyimini yeniden tasarlamak
- Çalışan destek programlarına kaygı yönetimi başlıklarını eklemek
Deneyim Eksikliği mi, Özgüven Sorunu mu?
Uzmanlar çözümün kaçınmak değil, kademeli maruz kalma olduğunu söylüyor. Önce araca oturmak. Sonra kısa mesafeler. Ardından kontrollü şekilde alanı genişletmek. Güven deneyimle oluşuyor.
Kaçınma davranışı sürdükçe özgüven açığı büyüyor. Bu da kariyer kararlarına yansıyor. Yeni bir şehirde işe başlama fikri erteleniyor. Saha sorumluluğu gerektiren projeler geri çevriliyor. Yönetici adaylığı süreci bilinçaltında sabote ediliyor.
İnsan Kaynakları perspektifinden bakıldığında, trafik korkusu bir ulaşım problemi değil, potansiyel kaybı problemidir. İK’nın küçük destek mekanizmalarıyla, büyük kariyer kırılmaları önlenebilir. Direksiyon başındaki korku yenildiğinde, yalnızca araç değil, kariyer yolu da hareket etmeye başlar.
