İş Yerinde AŞK

İş arkadaşından sevgilisi olan, müdürüne aşık olan, kendi grubundaki bir çalışanından hoşlanan, platonik takılan, rakip firmadan birisiyle flört eden var.

Aşk Her Yerde

Belli mi olur aşkın insanın karşısına nerede çıkacağı. Bir de bakmışsınız iş yerinde çıkıvermiş karşınıza hayatınızın aşkı.

E örnekleri de yok değil hani; iş arkadaşından sevgilisi olan, müdürüne aşık olan, kendi grubundaki bir çalışanından hoşlanan, rakip firmadan birisiyle flört eden var. Platonik takılıp bir türlü açılamayan, yemekhanede orada burada bakışıp herkesin diline düşenler var. Şirket e postasıyla haberleşip ilişkinin tüm detaylarına Bilgi İşlem bölümünün hakim olduğu ilişkiler olduğu gibi, başladıkları gönül ilişkisini evlilikle noktalayanlar da var. Sevgiyi dilden gönle indirenler de var şüphesiz. Tıpkı hayatın içinde olduğu gibi kurumsal hayatta da hepsi var yani.

Şirketler Nasıl Yaklaşıyor?

Peki organizasyonlar bu duruma hazırlıklı mı? İki çalışanın gönül ilişkisine girmesine nasıl bakıyor kurumlar?

Türkiye İnsan Yönetimi Derneğinin (PERYÖN), geçtiğimiz senelerde “şirketlerin işyerinde aşk konusuna bakışı”nı gösteren anket sonuçlarına göre (ki 30’a yakın sektörden, orta ve üst düzey 170 yönetici katılmış) Türkiye’de yöneticilerin yüzde 73’ü işyerinde flörtü olağan karşılıyor.

Yöneticilerin çoğunluğunun olağan karşılaması güzel de, bu konuda yazılı prosedürü olan firma sayısı hala çok az. Aynı anketten öğreniyoruz ki, her dört şirketten yalnızca bir tanesinde evli çalışanların durumunu düzenleyen yazılı prosedür var, diğerlerinde konu netlik kazanmamış.  Şirketlerin yüzde 36’sında, aynı şirkette çalışırken evlenmeye karar verenlerle ilgili bir prosedür yok. Başa geldiğinde duruma göre bakıp karar veriliyor yani.

Gönül bu ferman dinler mi; hem bir prosedürü olmayıp, hem de gönül ilişkilerine sıcak bakılmayan bir şirkette yaşanıyorsa aşk, durum daha da vahim. İnsanlar liseli aşıklar gibi kaçamak bir ilişkiye sürükleniyor ister istemez.

Bu konuda henüz yazılı bir prosedüre sahip olmayan firmalara da aşk olsunE madem bu kadar aşk dedik, o halde son sözü Mevlana’ya bırakalım:

“Aşksız olma ki ölü olmayasın. Aşkla öl ki diri kalasın.”