90 yaş üstünde çalışmak zorunda kalmak mı daha büyük sorun, yoksa çalışmak isteyene fırsat verilmemesi mi? Muriel Connick’in hikâyesi bu soruyu tam ortasından soruyor.

92 Yaşındaki Mağaza Çalışanı
Sözcü gazetesinin yayımladığı habere göre ABD’nin Florida eyaletinde 92 yaşındaki Muriel Connick, bir mağazada ayakta çalışırken görüntülendi. Karavan parkında yaşayan ve sosyal güvenlik gelirinin yetmemesi nedeniyle çalışmaya devam eden Connick’in hikâyesi kısa sürede gündem oldu. Habere göre bir müşteri tarafından başlatılan bağış kampanyasında 104 bin doların üzerinde para toplandı. Connick’in artık çalışmak zorunda kalmayacağı açıklandı.
Haberin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
Çalışmak Zorunda Kalmak mı, Çalışmayı İstemek mi?
Şüphesiz ki 90 yaşın üstünde bir kişi çalışmak zorunda kalmamalı, ama çalışmak istediğinde de ayrımcılığa maruz kalmamalı. Muriel’in durumu ekonomik zorunluluğa dayanıyordu. Bu durum, sosyal devlet anlayışı açısından sorgulanması gereken bir tablo.
Ancak mesele sadece ekonomik değil. Yaş ilerlediğinde bireyin üretkenliğinin bittiğini varsaymak da bir başka sorun. Burada çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık kavramları devreye giriyor. İş hayatında yalnızca gençliği değil, deneyimi de kapsayan bir anlayışa ihtiyaç var.
Türkiye’de Görmezden Gelinen Bir Sorun
Türkiye’de yaş temelli ayrımcılık henüz açık ve kapsamlı bir yasal düzenleme ile net biçimde ele alınmış değil. Uygulamada ise maalesef yaş ayrımcılığı sıkça görülüyor. İş ilanlarında üst yaş sınırı konuluyor. 50 yaş üzerindeki bireyler çoğunlukla mülakat aşamasına bile çağrılmıyor.
Biliyoruz ki ülkemizde artık her 10 kişiden 1'i 65 yaş üstü. Sadece bu gerçek bile ülkemizde yaş temelli ayrımcılığın son bulması için bir sebep. Yaşlanan nüfus bir yük değil, doğru değerlendirildiğinde büyük bir potansiyeldir.
Yaşlılık Algısını Değiştirmek
Görünen o ki Muriel Connick çalışmak zorunda. Elbette keşke bu durumda kalmasaydı. Ancak bu örnek aynı zamanda 92 yaşında bir insana iş imkânı tanındığını da gösteriyor. İşvereni ona “Sen yaşlısın, üretemezsin, performans sergileyemezsin, iş çıkaramazsın” demiyor. Sadece yaşı yüzünden seçme değerlendirme sisteminin dışında bırakılmıyor.
Öte yandan 100 yaşında çalışan kadın örneği olduğunu da biliyoruz. 100 yaşında ama halinden ve çalışmaktan memnun, zorunluluktan değil, istediği için çalışan bir kişi. Yani mesele yalnızca çalışmak zorunda kalmak değil. İsteyen ve sağlığı elveren bireylerin üretmeye devam etmesi doğal bir hak olmalı.
Türkiye’de hala ileri yaşta çalışmak çoğu zaman şaşkınlıkla karşılanıyor. Bu bakış açısı değişmeli. İleri yaştaki birey pasif bir figür ya da sistem dışında kalması gereken bir yük olarak görülmemeli.
Yaş ayrımcılığı görünmez bir bariyer oluşturuyor. Bu bariyer hem insan onurunu hem de ekonomik verimliliği zedeliyor. Toplum olarak iki temel ilkeyi aynı anda savunmalıyız: Kimse ileri yaşta geçim derdiyle çalışmak zorunda kalmamalı. Bununla birlikte çalışmak isteyen hiç kimse de yaşı nedeniyle kapıdan geri çevrilmemeli.
