Wellbees Kurucusu ve CEO’su Melis Abacıoğlu ile yapılan röportajın ikinci bölümü. Çalışan esenliği uygulamaları ülkemizde yaygın mı? Çalışan esenliği uygulamaları çalışan bağlılığının azalmasına çözüm olur mu? Bu konuda yola koyulmak isteyen firmalar nereden başlasınlar? Ne yapsınlar?

- Artık biliyoruz ki çalışan mutluluğu sadece ponçik bir İK konusu değil. Verilere göre çalışan mutluluğu şirket hisselerini yükseltiyor. Çalışan esenliği uygulamalarının çalışanların mutluluklarına üzerine etkisi hakkında neler söylersiniz?
Ponçik kelimesini biz de çok seviyoruz ama işin içine veriler ve tablolar girince o tatlı başlıklar aynı zamanda ciddi finansal gerçeklere dönüşebiliyor. Çünkü mutluluk, şirketler için artık bir ROI (Yatırım Getirisi) meselesi. Global araştırmalar esenlik programlarının verimliliği %27 artırdığını gösteriyor. Bizim 250 bini aşkın kullanıcımızın verilerine göre de esenlik deneyimi yaşayan çalışanlarda bağlılık %10 artarken işten ayrılma oranları %50 düşüyor. Ayrıca kullanıcılarımızın %82’si sağlıklı bir alışkanlık geliştiriyor ve sosyalleştikçe kendini %10 daha iyi hissediyor. Yani esenlik yatırımı yaptığınızda sadece çalışanların modunu yükseltmiyorsunuz; şirketin işten ayrılma maliyetlerini düşürüp doğrudan FAVÖK’e ve finansal sürdürülebilirliğe katkı sağlıyorsunuz.
- Ülkemizdeki çalışan esenliği uygulamalarını yaygınlık açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Şu anda daha çok büyük ölçekli kurumlar bu konuya eğiliyor gibi görünüyor. Türkiye geneline baktığımızda tablo nasıl?
Türkiye’de esenlik pazarına yapılan yatırımların 60-65 milyon dolar civarında olduğunu öngörüyoruz. Araştırmalar her üç şirketten birinde kapsamlı bir esenlik stratejisi olduğunu, her beş şirketten birinin ise hiç esenlik stratejisi geliştirmediğini gösteriyor. Ancak farkındalık hızla artıyor. Özellikle İK profesyonelleri bu dönüşüme hızla adapte oluyor; bordro, özlük gibi işlerin ötesine geçerek çalışan deneyimi, kültür yönetimi, liderlik gelişimi gibi daha stratejik alanlara yöneliyorlar. Yakın gelecekte Chief Wellbeing Officer (CWO) gibi roller, ülkemizdeki şirketlerde çok daha fazla karşımıza çıkabilir. Evet, büyük ölçekli kurumlar bu konuda başı çekiyor ancak onların açtığı bu yol, verimlilik baskısının arttığı bu dönemde her ölçekten şirkete hızla sirayet ediyor. Çünkü yılmazlık her kurum için hayati önemde ve esenlik; çalışan bağlılığının, yeteneği elde tutmanın en güçlü faktörü.
- Yapılan araştırmalardan biliyoruz ki çalışanların mutluluğu ve motivasyonu için artık tek başına maaş yetersiz: çalışanlar değer de istiyor. Sizce çalışan esenliği uygulamaları bu ihtiyaca cevaplanmasında artı değer oluşturur mu? Nasıl?
Maaş hiç kuşkusuz temel bir ihtiyaç, bunu yadsıyamayız. Ancak çalışanı şirkete bağlayan diğer önemli unsurlar da gördüğü değer ve psikolojik güvenlik hissi. METLife’ın 60 ülkede 20 senedir tekrar eden bir araştırmasının pandemi sonrasındaki sonuçları bize değişen öncelikleri gösteriyor. Buna göre ilk iki sırada ücret ve yan haklar yer alırken hemen arkalarından esneklik ve esenlik geliyor. Bu sebeple de başı çekmek isteyen inovatif şirketler için artık yan haklar ve bunların içine esenlik inşa etmek kaçınılmaz hale geldi. Özellikle de Z kuşağı için. PwC iş birliği ile yapıp 2023’te yayımladığımız araştırmamız bize şunu gösterdi: Z kuşağının bir ay içinde mental sağlıklarının iyi olmadığı gün sayısı ortalama 12. Bu kuşak, ‘şirket benim iyiliğimi düşünüyor mu’ sorusuna yanıt arıyor.
- Çalışan bağlılığının azaldığına dair çarpıcı veriler var. Örneğin HP’nin son raporuna göre, Türkiye dahil birçok ülkede çalışan bağlılığı eriyor, işini sevenler azaldı. Sizce çalışan esenliği uygulamaları bu durumun çözümüne katkı sağlar mı?
Kesinlikle katkı sağlar. Çünkü esenlik uygulamaları, kopan bağları yeniden kuran bir ‘sosyal tutkal’ görevi görüyor. Bu kapsamda uluslararası bir müşterimiz ile yaptığımız çalışmayı anlatmak isterim. Bu müşterimiz, çok uluslu bir yapı olarak; şirket içi etkileşimi güçlendirmek, çalışan bağlarını kuvvetlendirmek, birlik duygusu yaratmak ve sağlıklı alışkanlıkları teşvik etmek için bütüncül bir esenlik yaklaşımına ihtiyaç duyuyordu. Biz de bunun üzerine çalışanları hem şirketler arası global adım meydan okuma etkinliğimiz olan Wellbees Challenge’a davet ettik hem de şirkete özel etkinlikler düzenleyip içerikler ürettik, yani sosyal etkileşim, fiziksel aktivite ve gönüllülüğü bir araya getiren bütüncül bir esenlik yaklaşımı benimsedik. Bu girişim, çalışanların zihinsel ve fiziksel sağlığında, meydan okuma süresince ve sonrasında kalıcı, pozitif etkiler yarattı. Öyle ki şirket içindeki sosyal etkileşimde 26 kat, adım sayısında %30 iyileşme sağladık.
- Kurumunda henüz çalışan esenliğine yönelik herhangi bir çalışma yapmamış olan ama niyetlenen, bir yerlerden başlamak isteyenlere ne önerirsiniz? Nereden başlasınlar? Ne yapsınlar?
Kurumlar her şeyden önce çalışanlarını samimiyetle dinlemeli. Bunun için de yılda bir yapılan standart anketler ve performans değerlendirmeler yerine çalışanların her gün nabzını yoklayan gerçek zamanlı yol haritaları çıkarılmalı. Burada en kritik konulardan biri, odağı sadece çalışana değil, yöneticiye de çevirmek. Çünkü verilerimiz orta kademe yöneticilerin yukarıdan gelen performans baskısı ile aşağıdan gelen esenlik talebi arasında sıkışıp ekiplerinden daha fazla tükendiğini gösteriyor. Yöneticisini desteklemeyen bir şirket, aslında kendi karlılığını zedeliyor.
Bunun yanında, bir becerinin raf ömrünün beş yıla düştüğü bu dönemde ‘öğrenme hızına’ odaklanmak ve hızla yükselen GİG ekonomisine uyum sağlamak şart. Az önce bağlılığı konuştuk. Artık genç yetenekler şirketlerden ziyade kendi becerilerine bağlı kalmayı seçiyor. Bu nedenle şirketlerin; esnek, proje bazlı ve beceri odaklı modelleri iş kültürüne dahil etmesi gerekiyor.
Özetle bu dönüşüm bir niyetten ibaret kalmamalı. Biz tam da bu noktada, kurumların hem veriyle nabız tutmasını hem de yöneticisinden genç yeteneğine kadar tüm ekosistemi tek bir çatı altında toplamasını sağlıyoruz. Bu sayede özellikle yolun başındaki şirketler için karmaşık görünebilen bir yapıyı, yalın ve sürdürülebilir hale getiriyoruz.
- Zaman ayırdığınız ve verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim.
Çalışan esenliğinin hem duygusunu hem de matematiğini bir arada konuştuğumuz bu samimi sohbet için ben de çok teşekkür ederim. Sorularınızı cevaplamak benim için büyük bir zevkti. Herkese keyifli okumalar.
