Zam Artık Refah Değil, Geçim Mücadelesi Aracı

Türkiye'de maaş artışları çalışanları mutlu etmiyor, sadece ayakta tutuyor. Çalışanların yüzde 83’ü ay sonunu finansal baskı altında geçiriyor.

Zamlı maaş

Ücret Artışları

Türkiye’de ücret artışları uzun süredir bir refah göstergesi olmaktan çıktı. Artan enflasyon ve yaşam maliyetleri, maaş zamlarını çalışanlar için bir “nefes alma” değil, “hayatta kalma” aracına dönüştürdü. Marketing Türkiye’de yer alan Dorinsight araştırmasına göre çalışanların yüzde 83’ü ay sonunu finansal baskı altında geçiriyor. Bu oran bile tek başına zam gerçeğinin nasıl değiştiğini anlatmaya yetiyor.

Araştırma, TeklifimGelsin bünyesinde farklı sektörlerden 1.500 çalışanla yapılmış geniş kapsamlı bir çalışma. Kamu ve özel sektör dahil birçok alanda benzer sonuçlar çıkmış.

Zam Dönemi Artık Psikolojik Bir Kırılma Anı

Zam açıklamaları eskiden heyecan yaratırdı. Bugün ise çoğu çalışan için kaygı anlamına geliyor. Araştırmaya göre çalışanların yüzde 45’i zam oranını öğrendiğinde hayal kırıklığı ya da stres hissediyor. Memnuniyet duyanların oranı sadece yüzde 20.

Bu tablo, ücret artışının yalnızca para olmadığını gösteriyor. Zam artık değer görme duygusuyla eş anlamlı. Beklentinin altında kalan artış, motivasyonu doğrudan etkiliyor.

Dijital sağlık platformu Heltia’nın yaptığı araştırmayla biliyoruz ki çalışanların yüzde 90'ı işten keyif almıyor. Böyle bir ortamda yetersiz zam oranı, zaten kırılgan olan motivasyonu daha da aşağı çekiyor.

Öncelik Net: Nakit Gelir Artışı

Çalışanlara tek bir tercih hakkı verildiğinde çoğunluk yan hakları değil, doğrudan maaş artışını seçiyor. Esnek çalışma, ek izin ya da yan faydalar ikinci planda kalıyor. Çünkü sorun konfor değil, temel geçim dengesi.

Ay sonu verileri çarpıcı:

  • Yalnızca yüzde 8 birikim yapabiliyor.
  • Yüzde 28 borçlanıyor.
  • Yüzde 20 harcamalarını ciddi şekilde kısıyor.
  • Yüzde 35 ise dengeleyerek ayı kapatıyor.

Bu tablo, zamların artık “daha iyi yaşam” değil, “mevcut standardı koruma” amacı taşıdığını gösteriyor.

Gelir Baskısı ve İş Değiştirme Eğilimi

Araştırmaya göre çalışanların yüzde 49’u son üç ayda iş ilanlarını incelemiş. Aynı oran, daha yüksek maaş teklifinde iş değiştirmeyi ciddi şekilde düşüneceğini söylüyor. Bu, şirketler için açık bir uyarı.

Ücret politikası artık sadece finans departmanının konusu değil. Doğrudan çalışan bağlılığı ve yetenek kaybı riskiyle ilgili. Özellikle erken ve orta kariyer çalışanlarda beklenti ile gerçek maaş artışı arasındaki fark daha belirgin.

Öte yandan işinden memnun olmayıp yine de ayrılmayanlar da var. Bu grup genellikle ekonomik belirsizlik nedeniyle risk almak istemiyor. Ancak bu durum uzun vadede düşük bağlılık ve düşük performans olarak geri dönebiliyor.

Ücret Politikaları Çalışan Deneyiminin Merkezinde

Marketing Türkiye’nin aktardığı Dorinsight analizine göre algı verileri ile gerçek maaş verileri birlikte değerlendirildiğinde önemli bir mesaj ortaya çıkıyor: Ücret stratejisi artık stratejik bir çalışan deneyimi konusu.

Özellikle hizmet ve üretim sektörlerinde baskı daha yoğun hissediliyor. Sosyo-ekonomik segment fark etmeksizin yüzde 80–85 bandında finansal sıkışmışlık görülüyor. Çalışanlar bu sıkışıklığı borçlanarak, harcama kısarak ya da dengelemeye çalışarak geçiriyor.

Şirketler için yeni dönemin denklemi net:

  1. Piyasa gerçeklerini dikkate almak
  2. Çalışan algısını ölçmek
  3. Zam iletişimini şeffaf yürütmek
  4. Ücreti yalnızca maliyet değil, yatırım olarak görmek

Bugün Türkiye’de zam, motivasyon aracı olmaktan çok bir dayanma eşiğine dönüşmüş durumda. Çalışan için mesele artık daha fazlasını kazanmak değil, elindekini kaybetmemek. Bu gerçeği doğru okuyan kurumlar, yetenek savaşında bir adım öne geçecek.

Marketing Türkiye’nin yer verdiği haberin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.