Kadın Liderlerin %62’si Ayrımcılık Yaşıyor

Kadın liderler şirketlerinin geleceğine güveniyor, ancak iş dünyasının gerçekleri bu iyimserliği zorluyor. Ayrımcılık, eşitsizlik ve jeopolitik riskler liderliğin görünmeyen yükleri olmaya devam ediyor.

İş yaşamında ayrımcılık yaşayan kadın liderler

Kadın Liderlerin Bakış Açısı

KPMG’nin Küresel Kadın Liderlere Genel Bakış 2025 raporu, belirsizliklerle dolu bir dünyada kadın liderlerin şirketlerine dair güçlü bir özgüven taşıdığını gösteriyor. Küresel ekonomiye dair temkinli duruş sürerken, kendi kurumlarına yönelik bu iyimserlik dikkat çekici bir ayrışmaya işaret ediyor. Bu tablo, liderliğin sadece makro göstergelerle değil, organizasyon içi dayanıklılıkla da şekillendiğini düşündürüyor.

Ancak bu iyimserliğin arka planında, giderek sertleşen risk başlıkları var. KPMG’nin 46 ülkede 475 kadın liderle yaptığı araştırma, liderliğin bugün daha karmaşık, daha çok katmanlı ve daha kırılgan bir zeminde yürütüldüğünü ortaya koyuyor.

Büyüme Konusunda Güçlü İyimserlik

Rapora göre her 10 kadın liderden 9’u önümüzdeki üç yıl içinde şirketinin gelirlerinde artış bekliyor. Buna karşın küresel ekonomi için güven duyanların oranı yalnızca üçte bir seviyesinde. Bu fark, kadın liderlerin kontrol edebildikleri alanlara odaklanarak ilerlemeyi tercih ettiklerini gösteriyor.

Öne çıkan en kritik risk ise jeopolitik belirsizlikler. Kadın liderlerin yaklaşık yüzde 40’ı silahlı çatışma riskini en önemli kaygılarından biri olarak görüyor. Bu oran, artık jeopolitiğin soyut bir gündem olmaktan çıktığını ve doğrudan iş stratejilerinin merkezine yerleştiğini kanıtlıyor. Artan düzenleyici baskılar ve bürokrasi de büyüme önündeki temel engeller arasında sayılıyor.

Bu noktada liderlik, sadece büyüme hedefi koymak değil; aynı zamanda belirsizlik altında yön tayin edebilme becerisi anlamına geliyor.

Yapay Zekâ Yeni Öncelik

2025 raporunun en çarpıcı bulgularından biri, yatırım önceliklerinin net biçimde değişmesi. Kadın liderler, beş yıl aradan sonra ilk kez çalışan gelişimi yerine yeni teknolojileri, özellikle üretken yapay zekâyı öncelik haline getiriyor. Bu değişim, kriz dönemlerinde teknolojinin bir verimlilik kalkanı olarak görüldüğünü gösteriyor.

Kadın liderlerin büyük bölümü, yapay zekânın işleri tamamen ortadan kaldırmaktan çok dönüştüreceğini düşünüyor. Ancak bu dönüşümün herkesi eşit etkilemeyeceği de ortada. Nitekim Credera’nın AI Gender Gap Report'uyla biliyoruz ki yapay zeka en fazla kadınların işini siliyor.

Çevresel, Sosyal ve Yönetişim Temelli Yaklaşım

KPMG raporu, çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanında ilerlemenin beklenenden daha zor olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Kadın liderler, ESG stratejilerinin kısa vadede en çok marka algısı ve müşteri ilişkileri üzerinde etkili olacağını düşünüyor. Finansal çıktılar ise hâlâ sınırlı görülüyor.

Bu tablo, ESG’nin iletişimde güçlü bir araç olmasına rağmen, henüz iş modelinin merkezine tam olarak yerleşmediğini gösteriyor. Benzer bir durgunluk, “çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık” başlığında da dikkat çekiyor. Kadın liderlerin bu alandaki ilerleme beklentileri, önceki yıllara kıyasla belirgin biçimde düşmüş durumda.

Bu veriler, kapsayıcılık politikalarının sadece söylemle değil, ölçülebilir hedeflerle desteklenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Ayrımcılık Gerçeği

Rapordaki en sarsıcı bulgulardan biri, kadın liderlerin yüzde 62’sinin son üç yılda iş yerinde önyargı veya ayrımcılığa maruz kaldığını söylemesi. Ücret şeffaflığı da hâlâ önemli bir sorun alanı. Kadın liderlerin neredeyse yarısı, eşit ücret konusunda net bir şeffaflık olmadığını belirtiyor.

Bu tablo, küresel ölçekte bir yapısal eşitsizliğe işaret ediyor. Nitekim Uluslararası Çalışma Örgütü verilerine göre Türkiye'de erkek yöneticiler kadınların 4 katı.

Tüm bu zorluklara rağmen kadın liderler, kariyer başarılarını en çok sıkı çalışma ve kişisel azme bağlıyor. Belirsizlik arttıkça dayanıklılık, stratejik düşünmenin önüne geçiyor. Bu da liderliğin artık sadece vizyon değil, psikolojik güç meselesini de gündeme getirdiğini ortaya koyuyor.

Dijital Görünürlük

Kadın liderler için dijital dünyada var olmak artık bir tercih değil, zorunluluk. Ancak bu görünürlük, beraberinde ciddi riskler getiriyor. Sosyal medyayı profesyonel amaçlarla kullanan kadın liderlerin yaklaşık üçte biri dijital şiddete maruz kalıyor. Taciz, karalama ve nefret söylemi en sık karşılaşılan türler arasında yer alıyor.

Bu durum, liderliğin dijital çağda yalnızca karar almakla değil, sürekli bir savunma haliyle de yürütüldüğünü gösteriyor.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.