son yazılar

Mutluluk Saplantısı

Gönderen 1/12/2018

Hayattaki tek amacının mutlu olmak olduğuna inandırılarak büyütülmüş bir çocuğun, yetişkin olduğunda, sorumluluk alması gerektiğinde, aile kurduğunda, çalıştığında karşılaşacağı sorunları bir düşünsenize. 




Peşinden Koşanlar


Herkes mutluluğun peşinde, 7’den 70’e. Gerçi “Bir sen bir ben bir de bebek” “Evli mutlu çocuklu” gibi formüller açıklanmıştı ama sanırım bunlar da yeterli değil ki, evli ve çocuklu olanlar da mutsuz olabiliyor.

Ebeveynler var gücüyle çalışıyor çocuklarını mutlu etmek için. Adeta bir hayat amacı dayatılıyor çocuklara; “Hep mutlu ol yavrum” “Yalnızca senin mutluluğun önemli” “Senden tek isteğim mutlu olman.

Hayattaki tek amacının mutlu olmak olduğuna inandırılarak büyütülmüş ve bu gaye ile ailenin sadece refahına ortak edilip her türlü üzüntüsünden, sıkıntısından uzak tutulmaya çalışılmış bir çocuğun, yetişkin olduğunda, sorumluluk alması gerektiğinde, aile kurduğunda, çalıştığında karşılaşacağı sorunları bir düşünsenize.

Mutlu edilme pahasına bir dedikleri iki edilmeyen, daima istekleri karşılanmış veya karşılanmaya çalışılmış, başkası için bir şey yapmanın, hizmet etmenin, çalışmanın zevki tattırılmamış, mutlu olma saplantısıyla adeta bencilce yetiştirilmiş bu insanların hayatlarına yazık değil mi? Gerçekte kim olduğunu bilmenin, anlamaya çalışmanın da önüne konulmuş 'yeter ki mutlu ol' dayatması, kimi tatmin edebilmiş bu hayatta?

Bir ilişkiyi önce ve daima kendi mutluluğu üzerine kuran insan eninde sonunda mutsuzluğa mahkum değil mi? İster aşk ilişkisi ister arkadaşlık dostluk ilişkisi, isterse iş ilişkisi olsun.

Mutluluğu Aramak

Mutluluğu aramak ise ayrı bir dert. Ateş böceği misali biz kovaladıkça o kaçıyormuş. Hürriyet gazetesinin 30 Aralık 2017 tarihli yazısında Özgür Bolat “Mutluluk gölge gibidir” diyor. “Siz onun peşinden koştukça o kaçar.”

Bolat, aramak eyleminin her zaman bir endişeyle yapıldığını ve ararken “acaba bulabilecek miyim” kaygısı yaşandığını belirtiyor. Mutluluğu arayan kişinin kendisine “Ben şu anda mutlu değilim. Öyleyse eksiğim” mesajı verdiğini ve eksiklik duygusunun da mutsuzluk yarattığını belirtiyor.

Mutluluğun insanın taparcasına sadece kendi beklentilerinin, arzularının yerine getirilmesiyle mümkün olacağına inanması ne trajik. 


Sevgiyi dilden gönüle indirenlere sormalı mutluluğun formülünü aslında.

Karşısındaki için bir şeyler yapmanın hazzını tatmadan, onun mutluluğunda mutluluk bulmadan, öz veride bulunmadan, karşılıksız, çıkarsız hizmet etmenin zevkini yaşamadan geçirilmiş ömürlere ne yazık…

DİĞER YAZILAR

0 yorum