son yazılar

Bir Bomba Bir Okşamadan Daha Çok Gürültü Çıkarır Ama…

Gönderen 4/12/2016 ,

Hayır, bunalımda değilsin; sadece dalgınsın. İçindeki hayatın dalgınlığı bu. Ve seni çevreleyen hayatın dalgınlığı.


 

Kardeşinin düştüğü yere sakın düşme; bir insana üzüleceğine, dünyada 6 milyar insanın yaşadığını düşün.

Hem sonra, yalnız yaşamak o kadar da kötü bir şey değil. Örneğin ben tek başıma yaşıyorum. Ne yapmak istediğime tek başıma karar veriyorum ve yalnızlığım sayesinde kendimi tanımayı öğrendim ki yaşamak için bu çok önemli.

Babanın 70 yaşına gelince kendini yaşlı hissettiği için düştüğü yere düşme. Baban Musa'nın 80 yaşında kavmine rehberlik etmeye başladığını ve Rubinstein'ın 90 yaşında Chopin'i yorumladığını unutmasın.

Hayır, bunalımda değilsin; sadece dalgınsın. O nedenle de bir şeyler yitirdiğini sanıyorsun. Oysa bu imkansız, çünkü sahip olduğun her şey sana verildi. Başındaki tek saç kılını bile kendin uzatmadın, o nedenle hiçbir şeyinin sahibi değilsin. Üstelik hayat senden bir şeyler alıp götürmüyor, seni bir şeylerden kurtarıyor. Daha yükseklere uçabilmen, mükemmelliğe ulaşabilmen için seni hafifletiyor. Beşikten mezara kadar hep okuldayız, senin sorun dediklerin aslında gördüğümüz dersler.

Hayır, kimseyi yitirmedin; ölen sadece bizden biraz önce gitti, orada hepimiz buluşacağız. Üstelik, sevginin en güzel yanı, onun hep kalbinde olması.

Sevdiğini yapan başarmaya mahkumdur. O başarı da vakti saati gelince ortaya çıkacaktır,
çünkü orada olması gerektiği an kendiliğinden orada olacaktır. Hiçbir zaman zorunluluktan ya da illa birini memnun edeyim diye yapma; sevdiğin için yap. O zaman keyif içinde yaşayacaksın ve o keyifle her şey mümkün olacak. Ve de hiç çaba harcamayacaksın. Çünkü hayatın doğal gücü seni harekete geçirecek.

Tanrı sana bakmanla yükümlü tuttuğu bir insan verdi. O insan sensin. Önce kendini özgür ve mutlu kılmalısın ki, sonra başkalarıyla gerçek hayatı paylaşabilesin. Kendinle barış, aynaya bak orada gördüğün insan Tanrı'nın eseridir. Hemen o an mutlu olmaya karar ver, çünkü mutluluk bir kazanımdır.

Üstelik mutlu olmak bir hak değil görevdir; çünkü sen mutsuz olursan, seni sevenleri de üzersin.

Sevinmek için o kadar çok fırsat var ve dünyadaki yolculuğumuz o kadar kısa ki, acı çekmek zaman kaybından başka bir şey değil.

Kansere ya da AIDS'e yakalanırsan ortaya iki sonuç çıkabilir ki ikisi de geçerlidir: O kazanırsa, seni acıkarak, üşüyerek, uykusu gelerek, 'Canım çekti, haklıyım, şüphelerim var' gibi vıdı vıdılarıyla sana eziyet çektiren bedeninden kurtarır. Yok, sen kazanırsan, daha alçakgönüllü, daha müteşekkir olursun ve bu da seni kolayca mutlu eder.

Hayır, bunalımda değilsin; sadece şaşkınsın. Sana ihtiyacı olan çocuğa yardım et ki, o çocuk da oğlunun yol arkadaşı olsun. Yaşlılara yardım et ki, sen yaşlandığında gençler de sana yardım etsinler. Ölçüsüz ver; göreceksin, karşılığında ölçüsüz alacaksın.

Sevginin objesine hatta sevginin kendisine dönüşecek kadar sev. Ve birkaç cinayetin, birkaç intiharın dengeni bozmasına izin verme; İYİ ÇOĞUNLUKTADIR AMA SESSİZ OLDUĞU İÇİN FARK EDİLMEZ.

BİR BOMBA BİR OKŞAMADAN DAHA ÇOK GÜRÜLTÜ ÇIKARIR AMA HER BOMBA İÇİN HAYATI BESLEYEN MİLYONLARCA OKŞAMA VARDIR.


Not: Arjantin’li halk ozanı ve şarkıcı Facundo Cabral’in yazısından alıntıdır.

DİĞER YAZILAR

0 yorum